12 Mart 2009 Perşembe

13 Ekim 2008 Pazartesi

Kar Taneleri




sensizliğe ağıtlar yaktığım camın önündeyim yine
puslu bir kış ikindisini seyrediyorum
boşuna olduğunu bilsem de bekliyorum
köşebaşından çıkıp gelirsen diye...
beklemekten sıkılıp
rüzgarda sağa sola savrulan cılız kar tanelerine
isimler takıyorum;
sevgi,aşk,hasret...
gökten duygularım yağıyor sanki
yüreğim aynı gökyüzü gibi;sisli..
öyle uzak kaldık ki birbirimizden...
hepsi donmuş,
bir daha kalbimin ritmini değiştiremez sandığım duygular
çözülmeleri için senin sıcaklığına ihtiyacım var
bir kar tanesiyken, berrak sulara dönüşmelerine izin ver
minik damlalarken birleşip bir çağlayan olmalarını sağla bırak,
sana doğru aksınlar ruhunu sarsınlar
sen ben ol,
ben de sen olayım
ne özlem kalsın,ne ayrılık.... 

9 Ekim 2008 Perşembe

Nerdesin

Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, 
ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. 
Sen yoktun... 

Binlerce adim attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi, her parkı, her 
ağacı 
ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adini aradım. 
Sen yoktun... 

Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin 
acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini 
aradım. Sen yoktun... 

Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra, kimini fısıltıyla 
söyledim. karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim. 
Sen yoktun... 

Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi, 
geçmedi. 

Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana donen atışlarıyla 
açtım. Senden başka duyduğum her seste hep ayni hayal kırıklığını yaşadım. 
Onlar beni duymak istiyordu, bense seni. 
Sen yoktun... 

Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her 
gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. 
Olmadı. Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, Kaç gece merdivendeki 
ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye. 
Sen yoktun... 

Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar 
yalnızlığın 
işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur Olmadı. Ben senin özleminle 
sırılsıklamdım her mevsim. Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun 
kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların donuşunu gördüm. 
Sen yoktun... 

Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım. 
Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara vurdum 
kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adi duyulmamış kasabalara gittim. 
Senden bir iz aradım. 
Sen yoktun... 

Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim 
bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben gemicilerin 
hasret türkülerine eslik ettim. 
Sen yoktun... 

Gözümden bir tek damla yas akmadı. Onlar sana aitti, sana kalmalıydı. 
Kimselere söyleyemedim acılarımı. Bekleyişimin öyküsünü kimselere 
anlatamadım. 
Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak 
bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. İçimi dökecek bir insan aradım. Sen 
yoktun... 

Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer birer duştu 
sokaklara. 
Yıldızları saçına takip gelmeni bekledim. Ayı avucunda bana getirmeni 
bekledim. Ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara 
dünyamı. Ama... 

Sen yoktun... 

8 Ekim 2008 Çarşamba

Karşılıksız Aşk

Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.

Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim.

Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın.

Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN.

MUTLU OL SEVDİĞİM.. BİRİCİĞİM.. AŞKIM. NEREYE, KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL...

28 Eylül 2008 Pazar

GEL ŞU KALBİMİ AÇ GÖR Kİ NE VAR İÇİNDE



Seviyor musun? diye sorma bana.Git diyen sensin.Ne ayrılmayı,ne de yaşanacak aşkımızı toprağa gömmeye hazır değildim.Senin kadar hırçın dalgayım ben de,senin kadar korkağım...Bir dokunuşla yıkacak,yakacak kadar isyandayım;ama inandıramadım seni sevgime.Sen yargılarken beni beyninde,bense gözlerinin içine bakıp ağlıyordum.Bir tek ağzından çıkacak söze bağlıydı.Oysa sen suskunluğa hapsolmuştun.Aşkın içine birkez girdimi ama ,niçin,keşke ve kuşku teslim alıyor her zerremizi karda açan kardelen değiliz;ama ama yalanı sokmadım ikimizin aşkına.O aşk ki bazen bir kirpikten süzülen damla bazende okyasının ortasındaki yakamoz.Nasılda senle geçen saatler güzeldi.Bu yalancı dünyamda zaten sen varsın herşey öyle güzeldi;ama sen bunada inanmadın.Ahh bu amalar,keşkeler,sorular yokmu.....Yaşamak varken şu sevdayı,aşkı delicesine bu amalar bu keşkeler bu sorularla neden boğarız aşkımızı,sevdamızı?Nasıl nasıl inandırabilirim seni?Ben seviyorum dedikçe,sen inanmadın.Zaten sevgini söylemeyip,kırıcı sözler ne varsa çıkarıp suskun suskun gözlerinle haykırdın.Bilmeden meğer sana zarar vermişim.Nasıl üzmüşüm seni oysa seni kırmamak için içime atardım isyanlarımı,geceler boyu ağlardım yeterki sen gözyaşımı görüp üzülmeyesin diye.Demek ki gitmemin zamanı gelmişte geçiyor.Gençliğine sığınır unutursun bu buğulu gözleri,bu sevdamızı.Huzurlu değilim diyordun ya,huzurlu ol artık.Gülüşlerimi,buselerimi de alıp gidiyorum.Gidişim yürekten değil.Zorunluluktan yeter ki huzurlu ol diye.Sanma ki benden sakladığın sevginin farkında değilim.Beni her gittiğin yere götüreceksin çünkü ben senin gözlerinde,yüreğinde olacağım.Ne yazık ki toz duman edemedim sana olan duygularımı.Busemin kokusu kalacak göğsünün üstünde bizi bir imkansızlığa mahkum ettiğini anlayacaksın.

Sabır Labirenti

 

Gözlerinde yıllanmış bir kabus boşluğu

    ağır ağır geziniyor içimde

Perdeler arkasında gizlenmiş amatör oyuncular gibi

yansıtmaya korkarak veriyorsun elime listeyi

oysa küçük depremlerdi beni sana yakınlaştıran

Avuçlarından damlamasın diye kırıklarını topluyorum

gereğine yaraşır bir edayla

Sen bu yolculuğa çıkacak kadar cesur musun?

 

Kapanması gereken tüm kuyular önünde şimdi

yapacağın her bağlantıda yokla elini

Her nazara konuk olmak ihtimalinide göm

sonra tüm yükünü bırak o nehire

keyfiyetimde sağlama aldım her kuytuyu

artık dönüşü olmayan biletini kesebilirsin

 

aynalar kırıldı

    sol yanımdaki ağrı nüksetti

acı acı konuşur şimdi hücreler

sersemliğine ağlayacak yaşım yok der gözlerim

odalarım dolu terkedilişine yok boş odam der beynim

çarpacak gücüm kalmadı,yeter artık sancıttığın der yüreğim

 

piramitlere alışkınım

korkmam seni mumyalamaktan

eğer gelişini,gidişine bağışlarsan

süslerim seni

 

Roda Uyanık

Eşitlik mi ?